ÖMÜR DEDİĞİN


Bugün uzunca bir aradan sonra İlyas dedemi ziyarete gittim. Kendisine Şeker Dede de deriz biz. Bugün benim için hayatı anlamlı kılan bir dizi güzel insandan biridir kendisi. Vakar, sabır, şükür hepsini kendisinde bihakkın görebilirsiniz. Allah herkese O'nun gibi yaren, büyük, nasihat edici nasip etsin.

Kan bağımız olmasa da, can bağımız var İlyas dedemle. Çocukluğum ellerinde geçti diyebilirim. Kendisi omurilik felçlisi. Bugün söylediği şey yani yaşadıkları,  dile kolay olsa da, çoğumuzun kaldıramayacağı bir imtihan. İşte o vakar, sabır ve şükür buradan geliyor.

-" 47 yıl bitecek dokuzuncu ayda" dedi. 47 yıl nedir? Türkiye gibi bir ülkede ortalama insan ömrünün üçte ikisine hatta tamamına tekabül eder. Kırk-yedi-yıl. Yazıyla...

Ölüme ve yaşamaya dair bir fikriniz-kanaatiniz olduğunu düşünüyorsanız bir daha düşünün.

Ne zaman canım sıkkın olsa, olan bitene dair kafam karışsa mutlaka gider nasihatini dinlerim, fikrini alırım. Hiç bir şey olmasa, hayır duasını alırım. Yanından her ayrılışımda ferahlamışımdır mutlaka. İlyas dedem gibiler sayesinde durur bu devran ayakta bilirim.
Güzel bir kitaplığı var mesela kendisinin.İyi bir okurdur yani. Eskiden fotoğraflar da çekermiş. Banyosunu, tabını kendi yaparmış. Hatırı sayılır bir gazete arşivi vardı ama muhafaza edemedi sanırım. Büyük Doğu dergilerinin ilk sayısından itibaren tüm nüshaları varmış mesela.

Her şeyden önce iyi bir ilmihal bilgisine sahip olmam gerektiğini ilk o öğütlemişti bana yıllar önce. Ne nasihat edersin dediğimizde; "hiç kimseden hayır duadan gayrı bir beklentiniz olmasın, kimin duası kabul olur bilinmez" derdi. İyi müslüman olmamızı hep söyler;insanlarla olan münasebetlerin  müslümanlıkta, islam olmaktaki önemini hep söylerdi. Ana babaya hürmet etmedikçe kılınan namazın eksikliğini, komşuya selam vermedikçe yapılan ibadetlerin hep bir yanının eksik olacağını söylerdi. Hala da söyler sağ olsun.

Kırk yedi yıl. Dile kolay, yaşamaya zor. Ölüm fikri çok geldi çattı başıma. Hâlâ da çatmakta. Çok çekip çıkarmıştır aklımdan vadesiz ölümleri. İmtihansa imtihan. Elimiz kesildiğinde şikayet eden, feryat figan eden bizler, en ufak bir terslikte depresyona giren bizler. Bize diyorum, aloooo. Kırk yedi yıl diyorum. Ömür diyorum. Sabır diyorum. Şükür diyorum. İlyas dedem diyorum.

Allah selamet versin. Hastalıklarına şifa versin. İyi ki var.

ALİBİ



Ben orda değildim onlar da değildi
             Söz senetti bir zamanlar söze inanılırdı
                            Reelpolitik yoktu, düşman çoktu
                                      Martini dedemin eline verdiler
                                                      Altı 
                                                          üstü hepsi olağandı
                                                     Atlar, koşum takımları ve yiğit
                                                                               Vurup kaderi terkisine atın
                                                                                    Ya nasip derdi.
                                                                                                           YA NASİP...

Kâhir Ekseriyetle Takrir-i Sükûn



Prerequiem
İnanılmaz sanılan şeyler
Beklemek çıkıyor lügatlerden bir bir
"Bir teselli ver" diyemem mesela birine İngilizce
Mutluluğun esrarı diye bir şey var ve bu kanunlara aykırı
-Yerçekimi Kanunu: Beton çeker-
Yağmur mazereti olabilir pek çok şeyin
Mesela yağmuru görmeden şehre inanmıyorum
Şiir geldi, içerilere koşuştuk
Çocuklar oyuna daldığı vakit
Sıradan bir cinayet kadar sıradan yaşıyoruz
Sorsaydınız söylerdim, dinleseydiniz anlatırdım
Bunu biz istediniz, bunu siz istedik


Relief
Aldandıysak da şair sözüne aldandık, ne gam
Birbirimizin yerine kameraların gözlerinin içine bakıyoruz
Ne kadar mesuduz
Faturalar, abonelikler, rezidansta bir daire
Köy suyu içiyorum ve bu bir nebze acılarımı hafifletiyor
Sensiz harfler birbirine benziyor
Overlok makinesi ayağına gelmeyen kadınlar
Ölümden bahsediyor
Cebime bir avuç şeker daha koyuyorum
Tuhaf bir ayna bu, nereye tutsam bir tuhaf
Gökdelenin gölgesinde bir çoban
Yazı da ölüm tura da. Her yol ölüme çıkıyor burada
Üzgünüm, hepsi bu kadar.

İLK İNTİBA



İmtihan dediler, eyvallah dedim
İyileşmiş kekemelerden fetvalar aldım
Bunlar mevsimlerin değil
İnsanların insanlara yaptığı fenalıklardı
Her gün daha çok bilememek
Bazen iyi gelmiyordu bünyeye
Karar vereyim derken zarar vermek mesela.
Azalarak çoğalanın hükmü
Yok denecek kadar az iken
Üzerine tül perdeler çekili güneşin
Ve güneş perdeleri çekili ayın şavkında
Gündüze alışmak her gün daha zor
Söylerken hatta yazarken bile
"Onlara dayanıyorum yürekli savaşçılara"
Yaşamak başlı başına bir dert daima
Öyleyse ben de göğe sırtını dönenlere
Henüz belirlenemeyen
ve belki de hiç belirlenemeyecek nedenlerle
Hakkımı helal etmeme hakkını
Susma hakkımın yanına
Asr suresiyle beraber asıyorum.
Bir gün fazla yaşamak, bir fazla tahammül
insan suretleri aslına rücu etmiyor
Hüznü, kibre tercih ederken bu noktaya
nasıl geldiysek,
Hâl bu ki eğersiz atlardık
Yolumuzda tereddütten eser yoktu
Yine zannediyorduk
İnsan en çok kendini bilmezmiş artık öğrendim
Yanlış anlaşılmaktan her gün daha fazla korkarken
Bunca şiirden geçip buralara geldim.