HERKESE LAZIM OLAN İZ’AN



İnsan büyüdükçe soru işaretleri de büyüyor. Kelimeler, cümleler, heceler, sesler büyüyor. Kulaklarında öyle bir gürültü oluşuyor ki, hangisini duydum, hangisini okudum, hangisi benim fikrim hepsi birbirine karışıyor. Yeri göğü inletiyorum sessizliğimle, olmuyor. Düşünce bir ur gibi kafamda büyüyor. Biraz birikmişim var doktor, birikmiş dediysem para değil. Aslında biriktirdiklerim için biraz sözcüğü biraz kifayetsiz kalabilir. Öfke biriktiriyorum mesela, mesela nefret. Yakışmadığını söylüyorlar, sen de aynı şeyleri söyleyeceksin biliyorum ama, biraz öfke iyidir değil mi doktor? Ne dersin? İnsanı ayakta tutar. Aslına bakarsan, bizim sorunumuz ne, galiba biliyorum artık: Lanet olası gönlümüzü beynimizin hep önüne koymak. Evet, tam olarak bu. Ben mazlumluğu hep sevdim doktor. Mazlumluğu kalbimin bir köşesinde hep taşıdım, görünmez bir madalya gibi. Biliyordum ki, mazlumların intikamının alınacağı gün elbet gelecek. O günün sahibiydi benim sahibim. Beni ayakta tutan buydu. Çok sağlam bir dayanağım var, başkasına da gerek yok. Buna kimileri gericilik diyor, kimileri iptidai buluyor inandıklarımı, söylemlerimi. İnsanlar neye inanmak istiyorlarsa ona inanıyorlar. Maalesef böyle. Bu arada patronların da canı cehenneme.
Ne diyordum doktor. Benim delile ihtiyacım yok. Bilim de umrumda değil. Ben teslimiyete inanırım doktor. Teslim olursun, olur biter. Çok da fazla kurcalamanın anlamı yok. Hücreymiş, çekirdekmiş, atommuş çok da problem değil. Hiç ömrümde bir hücreyle karşılaşmadım mesela(polis merkezindekiler hariç). Çocuk yüzü sakallara karışmış bir adam tanıyorum. O demişti ki; “İnsan acizdir, muhtaçtır; fazla artistlik yapmamalıdır” Bunun üstüne daha ne denebilir ki.Bu mesele izafi de değildir. İzafi dedim, aklıma geldi; izafiyet teorisini de sevmem doktor. Hakikat izafi değildir. Olamaz da. Sen hiç gözlerini kapadığın için güneşin doğmadığını gördün mü? Çok klişe oldu farkındayım. Ne çok klişelerle yaklaşıyoruz değil mi doktor birbirimize?Klişelerle yaşıyoruz. Gerçi, söylenmemiş hiçbir şey yoktu değil mi? Söze sözüm yok zaten doktor. Hepimizden önce o vardı zaten. Senden, benden, şu tezgahtardan, şairden. Ömür birkaç tanışıklıktan ibaret doktor. Çoğuna da sessizlik hakim. Bakma sen bu kadar gürültü olduğuna. Onların hepsi sessizliğimizi bastırmak için, bir de yalnızlığı. Şimdi diyeceksin ki, bu çelişki değil mi? E zaten yaşamak bir çelişkiler yumağı değil mi doktor? İnsan mütemadiyen kendiyle çelişen bir canlı değil mi? Beklemek bizim işimiz doktor. Kimine göre aptalların işi. Aptallıksa, evet aptalım doktor. Külliyen tüm irademi bir kenara koydum doktor. Hayat filminin figüranlarından biriyim sadece. Diksiyon dersleri, kişisel gelişim kursları, iyi niyet dilekleri… Hepsinin canı cehenneme. Sana üslubum amerikalı(amerikayı özellikle küçük söyledim doktor) rapçiler gibi gelmiş olabilir. Osmanlıca kelimeler kullansam şimdi burada, aval aval yüzüme bakacaksın doktor.


Mevzu fazla uzadı sanki. İnsanlar birbirini dinlemiyor artık doktor. Bak sen bile saat tutuyorsun, neden? Babanın oğlu değilim de ondan. Şu kapıdan çıkıp gittikten sonra senin için hayat devam ediyor. Benim için de ettiğini söylüyorlar ya, neyse. Eskiden daha çok insan bir şadırvanda, cami önündeki banklarda, mescitlerdeki yer minderlerinde daha çok şey paylaşıyorlardı. Bir bardak çayın deminde… Şimdi? Herkes terapistlere koşuyor doktor. Hayatın kendisi hiç de terapötik değil, öyle değil mi?Sen sakalına bakıyorsun hasılı kelam. Neyse, ben buraya niye geldim biliyor musun? Senden hiç de hazzetmediğimi söylemeye. Evet, senden nefret ediyorum doktor. Sen ve senin gibilerden. Verdiğin uyuşturuculardan. Rengarenk reçetelerden, içindekilerden. Ben artık yeni bir reçete buldum: yeşil. Senin zannettiğin gibi değil tabi. Şu istasyonun orada küçük, şirin bir mescit var. Buz gibi su çıkıyor kuyusundan. Servi ve iğdeler gölgeliyor avlusunu. Tomurcuk kokulu çay ile muhabbet de caba. Hele bir de cemaati var. Gerçi senin için biraz can sıkıcı olacak eminim. Ne de olsa, sağmal inek ahırı terkediyor. Ben oralarda olurum bundan sonra. Gelirsen, o iğdenin gölgesinde bi çay içiririm sana.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Sanki benim kalemimden çıkmış gibi kelimeler. Çıkmayan kelimelerim gibi...